6 Nisan 2017 Perşembe
Home / Genel / Şeriatten kıl kadar ayrılan tarikatten dağ kadar uzaklaşır

Şeriatten kıl kadar ayrılan tarikatten dağ kadar uzaklaşır

Akşemseddin’i gösterir:
– Ama bu çocukla bu Köse görür…
Hakikaten de öyle olur. Fatih Sultan Mehmed İstanbul’u aldığı sırada yanında Akşemseddin bulunur. Akşemseddin İstanbul’un manevî fatihi, manevi mimarıdır. Bu nedenle Akşemseddin öyle sıradan bir bilgin değildir. Soylu bir ulema ailesinden – Şeyh Sühreverdi’nin soyundan- gelmektedir. Çok ciddi bir tahsilden sonra Osmancık Medresesi’ne müderris olur. Bir müddet medrese hocalığı yerine getirdikten sonra tasavvuf ilmine merak salar. Büyük mutasavvıf Hacı Bayram-ı Veli’ye intisap eder. Uzun müddet tasavvuf dersleri alır ve müderrislik payesine haiz olduğu, müderrislik yaptığı hâlde Hacı Bayram-ı Veli’nin yanında payeleri bir yana bırakarak büyük bir özveri ve mütevazılıkla onun hizmetine girip öğrencisi olur.


Osmanlı’nın çöküş sürecine girene kadar tasavvuf dergâhları büyük bir mektep işlevini görür ve dinamizm aşılar. Deyim yerindeyse Osmanlı münevverinin ve ruh hamurunu yoğuran ve onlara İslâm’ın berrak esintisini sunan, eğiten bir üniversitedir. Dolayısıyla Tasavvuf, Osmanlı devletinin bekasında büyük bir işlev görmüştür. İslâm şeriatı mükemmelen öğrenildikten sonra ikinci merhale olarak tasavvufa geçilmiştir. Zaten “Şeriat,* Tarikat, Hakikat, Marifet” şeklinde sıralanan cihanşümul olan İslâm dinini anlama ve algılama yöntemi bunun bir sonucudur.

“Tarikat, Şeriattan yani şeriat ilminden sonra gelir. Şeriattan kıl kadar ayrılan, tarikattan dağ kadar ayrılır. Şeriat İslâm’ın kendisidir. İslâm’ı anlamak için, başta Allah’ın kelamı olan Kur’ân-ı Kerim’i ve Peygamberimizin hâdislerini iyi anlamak ve bunları açıklayan ana kaynakları bilmekle olur. Bunlar da, tarikatla değil, derinlemesine ilmî çalışmakla İslâm dinini bütün detaylarıyla bilmekle mümkün olur.

“Şeriattır cümle işlerin başı,
Şeriatsız tarikat şeytan işi,
Her kimde olmazsa ilmi şeriat,
Onun şeyhi şeytandır bil ki mutlak.”

Bu bağamda bundan on beş yıl kadar önce bir Şeyh Efendi ile yaptığım görüşme sanıyorum konuyla ilgili çok önemli bir örnektir. Şöyle ki:

Taşradan gelen bir grup arkadaşın ısrarıyla bir Şeyh Efendi ile görüşmeye gittik. Görevlilere durumu izah edip görüşme talebimizi ilettik ve kabul edildi. Bir süre bekledikten sonra Şeyh Efendi’ye tanış biliş olduk. Görevlilerin bir ricası olmuştu. Yalnızca Şeyh Efendi’yi dinleyecek fakat soru sormayacaktık. Ama serde masum ukalalık yapmak var ya, bir yolunu bulup müntesiplerinin kaşlarını çatmalarına aldırmadan beylik soruyu sordum:

– Efendim, dedim. Zatıâlinizin müridlerinin çoğu gerekli İslâmi bilgileri dahi bilmiyor ve siz onlara tövbe veriyor, tarikata girmelerine izin veriyorsunuz. Bu düpedüz bir çelişki değil mi? Şeriatı bilmeyenlerin, diye soruma devam etmek isterken Şeyhin yanında bulunan çok bilmiş bir görevli sözümü kesip “Soru sormamanızı istemiştik…” şeklinde beni uyarmaya kalkmasın mı… Şeyh Efendi tatlı bir tebessüm ve el hareketiyle görevliyi susturup

“Beyefendi oğlum, sen sorunu sor” diye sorumu sormamı istedi.  Efendim dedim, maksadımı anladınız. Şeriatı bilmeyen talebelerinizin tarikat katmanlarında yürümek istemesi pek doğru olmasa gerek. Bu, daha birinci basamağı çıkmamış insanların ikinci basamağa çıkması gibi bir şey değil mi? Hiç yüzme bilmeye insanların yüzme öğrenmeden denize girmesi gibi bir şey değil mi?

Şeyh Efendi gülümsedi. Haklısınız evlâdım, dedi. Her şey sırayla. Ne var ki ülkemizde dinimiz yeterince öğretilmiyor. İmkânlar kısıtlı. Halkımızın dini ihtiyaçları görmezden geliniyor. Bize düşen görevde onların bu taleplerini kısmi olarak karşılamak. İnsanımızın durumuna vakıfız. O yüzden biz “Tarikat” adı altında onlara İslâm anlatmaya ve öğretmeye çalışıyoruz…”


Şeyh Efendi’nin bu cevabı yüreğime fazlasıyla su serpmişti.

Sonuç olarak, tasavvuf olgusu asli kimliğiyle anlatılmalı ve İslâm’ın aydınlık ve ışıltılı gerçeklerinin öğrenilmesine vesile olmalıdır…

* Şeriat, şerit, yol demektir. İslâm şeriatı İslâm’ın yolu, Hıristiyanlık şeriatı Hıristiyanlığın yolu, Yahudilik şeraiti Yahudiliğin yolu demektir… Allah indinde tek geçerli yol ise İslâm’ın yoludur. Çünkü diğer ilâhî dinler tahrif edilip, asliyetini kaybetmişlerdir…http://www.milligazete.com.tr/makale/seriattan-kil-kadar-ayrilan-tarikattan-dag-kadar-ayrilir-138480.htm
{jcomments on}

About 1hadim

Check Also

Hoş Geldin Ya Şehri Ramazan

Ramazan ayı, Kuran-ı Kerim’in indirilmeye başlandığı, insanlığın en son aydınlatıcısı olan İslam’ın tohumlarının atıldığı aydır. …

Bir Cevap Yazın

Optimization WordPress Plugins & Solutions by W3 EDGE
testing