6 Nisan 2017 Perşembe
Home / Genel / Sâlih ve Sâdıklarla Berâber Olmak

Sâlih ve Sâdıklarla Berâber Olmak

  Sâlih ve Sâdıklarla Berâber Olmak  

..:: 2 ::.. 

   Diğer taraftan kalbî huzûrun muhâfazası için de gâfil ve fâsıklarla ünsiyetten şiddetle sakınmak gerekir. Zîrâ teaffün etmiş (kokuşmuş) mezbele ve leşler üzerinden geçip gelen bir rüzgar, onların mülevves kokularını alarak etrâfa yayar, nefesleri tıkar ve rûhları daraltır.

   Şeyh Ubeydullâh Ahrâr -kuddise sirruh-, bu hususta yârânına şöyle nasîhat eder:
   “- Ağyâr ve bîgânelerle berâber olmak, kalbe fütûr, rûha dağınıklık ve gönle perişanlık verir.”




   Nitekim Bâyezîd-i Bistâmî birgün, içinde böyle bir perişanlık ve huzursuzluk hissetti. Bir türlü kendisini o hâlden kurtaramadı. Meclisindekilere:
   “- Hele bir bakın, aramızda yabancı biri var mı?” dedi.
   Araştırdılar, kimseyi bulamadılar. Fakat Bâyezid-i Bistâmî ısrâr etti:
   “- Hele iyi araştırın. Asâların olduğu yere de bakın.” dedi. Tekrar araştırdılar ve gâfil birinin asâsını buldular. O asâyı dışarı çıkardılar; Bayezid-i Bistâmî’nin gönül huzûru da yerine geldi.

   Yine birgün Hâce Ubeydullâh Ahrâr Hazretleri, huzûruna gelen yakınlarından birine:
   “- Senden yabancılık kokusu geliyor.” dedi ve ilâve etti:
   “- Gâlibâ sen, yabancı birinin elbisesini giymişsin.”
   O kimse hayretle:
   “- Evet öyle.” dedi ve o elbiseyi değiştirip tekrar geldi.

   Menfî hâllerdeki bu sirâyet özelliği, müspet hâllerde de aynen geçerlidir. Bunun en güzel misâli, Yusuf -aleyhisselâm- ile babası Yâkûb -aleyhisselâm- arasında vâkî olmuştur. Hazret-i Yâkûb, oğlu Yûsuf’ta kendi husûsiyetlerini görünce, ona diğer çocuklarından daha fazla meyletti. Bu muhabbetle öyle aynîleşme oldu ki, daha sonra Yûsuf’un gömleği Mısır’dan kendisine getirilirken, Yâkûb -aleyhisselam- Ken’an ilinde olduğu hâlde gömleğin kokusunu almaya başladı. Hâlbuki ondan başka hiç kimse hattâ gömleği getiren oğlu Yehûda bile, o kokudaki sırrı hissetmemekteydi. Ne zaman ki gömlek Hazret-i Yâkûb’un yüzüne sürüldü, o vakit gözleri açıldı ve görmeye başladı. Bu hâl, eşyâya bile sirâyet eden rûhâniyet ile râbıtanın bir tezâhürüdür.

   Mânevî hâllerin eşyâya bile sirâyet etmesi karşısında, eşyâdan daha hassas olduğunda şüphe bulunmayan insan kalbini, ne denli titizlikle muhâfaza etmek gerektiği ortadadır.

   Yine büyükler bu hususta derler ki:
   “Halkın amel ve ahlâkından cansız varlıklar bile in’ikâs alır. Bu itibarla türlü çirkinliklerin irtikâb edildiği bir yerdeki ibâdetle, amel-i sâlih ve hayırlara mekân olmuş bir yerdeki ibâdet, kıymetçe birbirinden çok farklıdır. Bunun içindir ki, Kâbe hareminde kılınan bir namaz, sâir yerlerde kılınanlardan kat be kat üstündür.”

   Bu gibi mübârek mekânlardaki feyz ve rûhâniyete mukâbil öyle mekânlar da vardır ki oralardan da kasvet sirâyet eder. Nitekim binbir meşakkat dolu Tebûk Seferi’nden dönüşte ashâb-ı kirâm, gölgelenmek ve su temin edebilmek için Hicr Vâdisi’nde Semûd Kavmi’nin taşları oyarak yapmış olduğu köşklere girmişlerdi. Bunun üzerine -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz:
   “Bu mekânda Cenâb-ı Hak Semûd Kavmi’ni helâk etti. O kahırdan bir hisse gelmemesi için buralardan su almayınız.” buyurdu.
   Ashâb:
   “- Yâ Rasûlallâh! Kırbalarımıza su doldurduk ve bu sudan hamur yaptık.” deyince Hazret-i Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem-:
   “- Suları boşaltın ve hamurları develere yedirin!” emrini vermiştir. (Buhârî, Enbiyâ, 17)
   Bu ve benzeri hâdiseler, hâlet-i rûhiyenin, cemâdâta (cansız varlıklara) dahî sirâyet ve in’ikâsını gösteren canlı birer misâldir.

 

 

   Kalbî meziyetlerin inkişâfı ve irtifâ kazanması için sâlih ve sâdıkların güzel hâllerinden feyz (mânevî enerji) almaya gayret etmelidir. Böyle müsbet in’ikâsın en güzel şekli mânevî sohbetlerde gerçekleşir. Nitekim Lokman -aleyhisselâm-‘ın oğluna yaptığı şu tavsiyeler de bu hususa dikkat çekmektedir:
   “Yavrum! Âlim kimselerle berâber ol ve onların sohbetinden ayrılmamaya çalış! Zîrâ Allâh Teâlâ, yağmurla toprağı canlandırdığı gibi, hikmet nûruyla da kalbleri canlandırır.” (Ahmed b. Hanbel, Kitâbü’z-Zühd, hd. no: 551)
   Sohbetlerin ehemmiyetini ve mümine kazandıracağı mânevî dereceleri şu hadîs-i şerîf ne güzel ifâde eder:
   “Allâh’ın evlerinden birinde, Allâh’ın kitâbını okumak ve aralarında müzâkere etmek için toplanan bir cemaatin üzerine mutlakâ sekînet iner, onları rahmet kaplar ve melekler onları kuşatır. Allâh onları kendi yanındakiler arasında zikreder.” (Ebû Dâvûd, Vitr, 14; İbn-i Mâce, Mukaddime, 17)
   

About 1hadim

Check Also

Hoş Geldin Ya Şehri Ramazan

Ramazan ayı, Kuran-ı Kerim’in indirilmeye başlandığı, insanlığın en son aydınlatıcısı olan İslam’ın tohumlarının atıldığı aydır. …

Bir Cevap Yazın

Optimization WordPress Plugins & Solutions by W3 EDGE
testing