6 Nisan 2017 Perşembe
Home / Genel / Sâlih ve Sâdıklarla Berâber Olmak

Sâlih ve Sâdıklarla Berâber Olmak

Sâlih ve Sâdıklarla Berâber Olmak  

..:: 3 ::.. 

Ebû İdrîs el-Havlânî de şöyle anlatıyor:

Şam’da Ümeyye Câmii’ne girdim. Bir de baktım ki parlak dişli, güler yüzlü bir genç oturuyor. Etrâfında insanlar toplanmış, bir şeyler hakkında konuşuyorlar. İhtilâfa düşünce de o gence mürâcaat ediyorlar ve onun sözünü kabul ediyorlardı. Oradakilerden onun Muâz bin Cebel -radıyallâhu anh- olduğunu öğrendim.
   Ertesi gün erkenden mescide gittim. O benden de erken gelmiş, namaz kılıyordu. Namazını bitirmesini bekledim. Sonra huzûruna gittim, selâm verdim ve dedim ki:
   “- Vallâhi, ben seni Allâh için seviyorum.”
   Muâz -radıyallâhu anh- üç kez:
   “- Gerçekten Allâh için mi?” dedi. Ben de her seferinde:
   “- Evet, Allâh için.” dedim.
   Bunun üzerine elbisemden tuttu ve beni yanına çekerek şöyle dedi.



   “- Sana müjdeler olsun! Ben, Rasûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem-‘in,    Rabbinden rivâyetle şöyle buyurduğunu işittim:
   “Benim rızâm için birbirini seven, bir arada oturan, birbirini ziyâret eden ve kendilerini benim rızâma adayan kimselere muhabbetim vâcib olur.” (İmâm Mâlik, Muvattâ, Şaar, 5)
   Cenâb-ı Hak âyet-i kerîmede şöyle buyurur:

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ اتَّقُواْ اللّهَ وَكُونُواْ مَعَ الصَّادِقِينَ

   “Ey îmân edenler! Allâh’tan ittikâ edin ve sâdıklarla berâber olun!” (et-Tevbe, 119)

   Hâllerdeki sirâyet, yukarıda temâs edilmiş olduğu üzere muhabbet ve ünsiyet nisbetinde gerçekleşir. Kâmil bir mümin olabilmek için, sâdık ve sâlihlerle ünsiyet hâlinde bulunmak, yâni onları sevmek ve onlara yakın bulunmaya çalışmak, bu temâyülün kuvvetlenip arzu edilen netîceyi hâsıl etmesi için şarttır.
   Rasûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem- de sâdıklarla berâber olmanın ehemmiyetini şu misâlle ne güzel ifâde buyurur:
  
 “İyi arkadaşla kötü arkadaşın misâli, misk taşıyanla körük çeken insanlar gibidir. Misk sâhibi ya sana kokusundan ikrâm eder veya sen ondan satın alırsın.
   Körük çekene gelince, o, ya senin elbiseni yakar, yahut da onun pis kokusu sana sirâyet eder.”
(Buhârî, Buyû, 38)

   Hayatta iken sâlihlerle beraberlik ehemmiyetli olduğu gibi, kabirde bile onların kabirlerine komşu olmanın önemini Allâh Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem- şöyle ifâde buyurur:
   “Ölülerinizi sâlih insanların arasına defnediniz.” (Deylemî, Müsned, I, 102)
   İhtiyaçların dahî sâlihler vâsıtasıyla temin edilmesinin ehemmiyetini şu hâdise ne güzel sergiler:
   İbnü’l-Firâsî’nin anlattığına göre, babası:
   “- Ey Allâh’ın Rasûlü! (ihtiyacımı başkasından) isteyeyim mi?” diye sormuş, -aleyhissalâtu vesselâm- Efendimiz de:
   “- Hayır, isteme! Ancak istemek zorunda kalırsan, hiç olmazsa sâlihlerden iste!” buyurmuşlardır. (Ebû Dâvud, Zekat, 28; Nesâî, Zekat, 84)

   Bâyezîd-i Bistâmî’ye mürâcaat eden bir derviş:
   “- Beni Allâh’a yaklaştıracak bir amel tavsiye et.” deyince Bâyezîd -kuddise sirruh-, ona şu nasîhatte bulunmuştur:
   “- Allâh’ın velî kullarını sev! Sev ki onlar da seni sevsinler. Onların gönlüne girmeye çalış! Çünkü Allâh Teâlâ, o âriflerin kalblerine her gün 360 defâ nazar eder. Bu nazarlar esnâsında seni de orada bulsun!..”

   İşte bu sebeple tasavvufî terbiyede, sâlikin mensûb olduğu yere ve sâdıklara âit muhabbetini tâze ve zinde tutabilmesi maksadıyla “râbıta”, dâimî bir temrin hâlinde kâideleştirilmiştir.
   Düşünmelidir ki, günah ve mâsıyet yolundaki bir insan, bu kalbî bağlılığın güzel tesirleriyle, belki telâfîsi mümkün olmayan pek çok mânevî kayıptan kurtulabilir. Yine bunun yanında, kalbî râbıtanın bereketiyle hayır yolunda nice mânevî kazançlara nâil olabilir.

 

About 1hadim

Check Also

Hoş Geldin Ya Şehri Ramazan

Ramazan ayı, Kuran-ı Kerim’in indirilmeye başlandığı, insanlığın en son aydınlatıcısı olan İslam’ın tohumlarının atıldığı aydır. …

Bir Cevap Yazın

Optimization WordPress Plugins & Solutions by W3 EDGE
testing